27 Kasım 2012 Salı

MUTLU PRENS kitap özeti

                   MUTLU     PRENS                        Ülkenin çok ünlü bir heykeliymiş. Onun ilginç bir özelliği değerli taşlarla süslenmesiymiş. Kent halkı ona" Mutlu Prens" adını takmış. 
   Sıcak mevsimler geçmiş, havalar artık soğumaya başlamış. Sıcak ülkelere göçen kırlangıç sürüleri için kent dışındaki göl, dinlenme yeriymiş. O gün göl kıyısındaki sazlıkta mola veren kırlangıçlar, dinlendikten sonra tekrar havalanmışlar. Sürüden birinin aklı, gölde-
ki bir sazda kalmış.Geri dönüp sazı yeniden görmek istiyormuş.Son-
ra vazgeçmiş.Kentin üstünden geçerken, parkın ortasındaki heykel ilgisini çekmiş. Tanışmak için, süzülüp Mutlu Prens in ayaklarının arasına konmuş. 
- Ben, kırlangıç.
- Bana da Mutlu Prens diyorlar.
- Bu ad, değerli taşlarına, gülen yüzüne çok yakışıyor.
- Gerçekten öyle mi
- Evet. Baksanıza ne denli sevimli ve gözalıcısınız demiş.
  Sözünü tamamlamıştı ki, kırlangıcın kanatlarına iki damla düşmüş bunlar mutlu prensin gözyaşlarıymış. Kırlangıç çok şaşırmış.
- Neden ağlıyorsunuz. Yoksa sizi üzecek bir şey mi yaptım diye sor-
muş kırlangıç.
- Hayır dostum. Siz üzmediniz. Ben, eskiden sarayda yaşardım. Sa-
rayın dışında olup bitenden haberim yoktu. Gün geldi, öldüm. Ölünce sevenlerim işte bu heykelimi yapıp kenti çepeçevre    görebildiğim bu parka koydular. Şimdi buradan herşeyi görebiliyo-
rum. Yardıma ihtiyacı olan insanları gördükçe de hüzünleniyor, göz-
yaşlarımı tutamıyorum demiş.
- Sizi çok iyi anlıyorum, demiş kırlangıç.
  Mutlu Prens,
- Örneğin, kent dışındaki köhne mahallede, yaşlı yoksul bir kadın terzi var. Hasta oğlunun ondan istediği bir bardak portakal suyunu
alıp içiremiyor. Bu yüzden anne yüreği acılar içinde, demiş.
  Kırlangıç, 
- Üzülmekte haklısınız, ama ne yapabilirizki demiş.
  Mutlu Prens,
- Bana yardım edebilirseniz, annesini de hasta çocuğu da mutlu ede-
bilirsiniz demiş.
  Kırlangıç önce düşünmüş, sonra yardım etmek istemiş.
  Mutlu Prens,
- Öyleyse kılıcımın kabzasındaki elması terzi kadına götürür müsü-
nüz, bu elması satarak çocuğunu sağlığına kavuşturabilir demiş.
  Kırlangıç söylenileni yapmış. Mutlu Prens yardıma muhtaç birisini
gördükçe kırlangıça söylemiş, kırlangıçta dayanamayıp yapmış ve Mutlu Prens in bütün elmasları gitmiş. En sonunda da Mutlu Prens görememiş ve kırlangıç dayanamayıp onunla kalmış. Kırlangıç soğuktan ölmüş ve Mutlu Prens in kalbi dost acısına dayanamayıp 
ortasından çatlamış. 
  Kent yöneticileri, ertesi gün Mutlu Prens in bu son halini görünce
şaşıp kalmışlar. Heykelin ayakları arasında bir kuş ölüsü varmış.Gö-rünüşünü hiç beğenmediği heykeli hemen yıktırmış. Mutlu Prens in heykeli eritilmeye gönderilmiş. Eritme işinde çalışanlar, heykelin çatlayan kalbinin erimediğini görüp şaşırmışlar. 
  O sırada yeryüzünün en değerli iki nesnesini aramaya çıkan bir meleğin bu kente uğradığı söylentisi yayılmış. Halk meleğin, çöpe atılan kırlangıç ölüsü ile Mutlu Prens in erimeyen kurşun kalbini alarak gökyüzüne yükseldiğini söylüyormuş. Mutlu Prens ve kırlangıç gökyüzünde mutlu bir şekilde dostluklarını sürdürmüşler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder